3 Ekim 2011 Pazartesi

9.AY VE ANNENİN DÜŞÜNCELERİ-1

Hiç düşündünüz mü sizin için basit, önemsiz, hızlıca alınabilecek bir kararın, bir seçiminizin, bir sözünüzün başka insanların hayatlarında ne denli önemli, yol gösterici olabileceğini...Nerden yazmak geldi aklıma bunları bu akşam?
Bugün markette ilk önce gittiğim reyon yumurta reyonu idi.
Jelardis'e yumurta alacaktım.
Baktım ki reyonda yaşlı bir amca var ve dikkatle tek tek eline alarak tüm yumurta çeşitlerini inceliyor, o reyondan ayrılıp başka reyonlara gittim.
20 dakika sonra yumurta reyonuna döndüğümde amca hala orada organik, çift sarılı, omege 3'lü ve selenyumlu yumurtalar arasında bocalayıp duruyordu.
Beni görünce kenara çekildi, ben dolaba uzanıp her zaman aldığım markanın omega 3'lü yumurtasını alıp reyondan uzaklaştım.
Bir kaç adım atıp arkama dönüp baktığımda amcanın yeniden reyona yaklaşıp benim aldığım yumurtanın aynısından aldığını ve reyondan ayrıldığını gördüm.
Amcanın 20 dakikadan uzun bir zamanına mal olan bu seçimi ben saniyeler içinde yapmıştım.
Bana bu kadar önemsiz, bu kadar sıradan görünen bu seçim kimbilir O'nun için ne kadar zordu, ya da oyalayıcı idi, kimbilir belki ailesi ''bunu mu aldın?'' diyecekti kendisine.
Hiç düşündünüz mü basit, önemsiz, hızlıca söylenmiş bir sözünüzün başka insanların hayatlarında ne denli önemli, ne denli yol açıcı, yol değiştirici olabileceğini...
Kızımı 9 ay önce bugün aldım kucağıma.
Kucağıma verdiklerinde 48 santimetre boyunda, 3 kilo 280 gram ağırlığındaydı.
Tüm gebeliğim boyunca düzenli doktor kontrollerine gittim.
Aşağı yukarı doğacağı ağırlığı ve uzunluğu biliyordum, haftalar öncesinden.
Ama doğar doğmaz ''sağlıklı mı?'' demek yerine ''güzel mi?'' dedim.
Boyunu, kilosunu sordum.
48 santimetre olarak doğduğunu duyunca,''aaa çok küçük'' dedim.
''Aaaa dağ tavşan doğurdu'' diyecekler dedim.
İlk gün beni tebrik etmek için arayan herkes ''bebek nasıl'' diye sordukça ben ''çok kısa sadece 48 santimetre'' dedim.
O gün bunu söylediğim arkadaşlarımdan biri tam 5 yıldır çocuk sahibi olmaya çalışıyor, anne olmak için veremeyeceği şeyinin olmadığını söylüyor.
48 santimetre olduğu için hayal kırıklığı yaşayarak O'nu kolllarıma alabildiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşünmedim bile.
Buna şaşkınlık deyin, aptallık deyin, nankörlük deyin...
Ne derseniz deyin.
9 ay sonra bu konuyu düşündüğümde ne kadar akılsız olduğumu düşünüyorum ben de...
Ne kadar şükürsüz, tatminsiz, nankör olduğumu...
Çünkü O arkadaşım bana şöyle dedi o gün '' keşke 30 santimetre olsaydı da benim de olsaydı''....
Hiç düşündünüz mü odaklandığınız pul kadar değeri olmayan bir meselenin başkalarının hayatları için ne denli önemli bir mesele olduğunu...
9 ay önce bugün kucağıma verdiklerinde 48 santimetre boyunda, 3 kilo 280 gram ağırlığındaydı kızım Jelardis Jane.
Minik elleriyle parmağımı tuttu, bize dünyada cennetin kapılarını araladı o minik eller.
Bizi mutlu etti, sıkıntıları, yorgunlukları unutturdu.
Mis gibi kokuyordu. O koku 9 aydır evimizin her yerinde....
İyi ki doğdun JELARDİS JANE...
İyi ki doğdun, minik elli, mis kokulu kızım...
Bize hayatta basit, önemsiz, hızlıca söylenmiş sözlerle başkalarının kalplerinde yara açmamamız gerektiğini bir kere daha öğrettin.
Kendimizi pul kadar değeri olmayan sıkıntılarla üzdüğümüzü, önemli olanın can sağlığı, mutluluk ve huzur olduğunu hatırlattın.
İyi ki doğdun minik kızım, başkaları için ne olursan ol baban ve benim için dünyanın en güzel bebeği olmaya devam edeceksin.
Hep hayatımızın merkezi olacaksın.
Bize şükretmeyi hatırlattın.
''Çok şükür'' demeyeli kimbilir ne kadar uzun zaman olmuştu, sen doğdun...
Bugün sen 9uncu ayını bitirip, 10uncu ayına giriyorsun.
Sana bakarak bunları düşündüm ve yazmak istedim.
Uzun ve mutlu bir ömrün olsun prenses...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder